Kadınlar bu hastalıktan utanıyor

Yazar: admin  :  Kategori: - Kadın Sağlığı
Kadınlar bu hastalıktan utanıyor

Türkiye’de kadınların yüzde 17’si bu kâbusu yasadığı halde doktora gitmiyor.

Türkiye’de kadınların yüzde 17’si diğer bir deyişle yaklaşık 9 kadından 1′i idrar kaçırma sorunuyla karsılaşıyor. Ancak bu sorunu yasayan kadınların ise yarısına yakini utandığından ya da çaresiz olduğunu düşündüğünden doktora başvurmuyor, depresyona giriyor.

Uzmanlar, kadınların yasam kalitesini oldukça kötü yönde etkileyen idrar kaçırmaya neden olan etkenlerin basında pelvik organ sarkmalarının geldiğini belirtti.

Devamını oku…

Çocuklarda diş sağlığı

Yazar: admin  :  Kategori: - Ağız ve Diş Sağlığı

Türk Diş Hekimleri Birliği Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.

Çocuklar dişlerini nasıl fırçalamalıdır?

“ Dişlerinizi kapatıp, yuvarlak hareketlerle ön dişlerinizin görünen yüzlerini fırçalayın.
“ Yine dişleriniz kapalı iken yuvarlak hareketlerle her iki taraftaki arka dişleri de fırçalayın.
“ Ağzınızı açıp, arka dişlerinizin çiğneyici yüzeylerini ileri geri hareketlerle fırçalayın.
“ Alt ve üst arka dişlerinizin iç yüzeylerini süpürme hareketi ile fırçalayın.
“ Alt ön ve üst ön dişlerinizin arka yüzeylerini ancak diş fırçasını dik tutarak fırçalayabilirsiniz.

BUNLARI SAKIN UNUTMAYIN !!!

*Bebeğinize gece son beslenmesinde şekerli gıdalar vermeyin.
*Biberonla süt içirdikten sonra ağız temizliği için su içirin.Bir parça peynir verin./_newsimages/5248883.jpg
*Emziği kesinlikle şekere, bala, pekmeze batırmayın. *Beslenme sırasında bebeğinizin kaşığını ağzınıza almayın, lokmaları ağzınızdan çıkarıp bebeğe vermeyin.
*Çocuğunuza şekerli yiyecek ve içecekleri iki öğün arasında vermeyin.
*Her beslenmeden sonra su verilerek ağız içinin temizlenmesi sağlayın.
* Bebeklere bir yaşından sonra emzik ile biberon bıraktırılmalı, bardak ve kaşık kullanarak beslenmeye alıştırılmalıdır.
*Çocuğun  doğumundan itibaren her beslenmeden sonra ağız içi ıslak gazlı bezle temizlenmeli,bu işlem süt dişleri sürdükten sonrada devam etmelidir

Devamını oku…

duyu

Yazar: admin  :  Kategori: - Göğüs Hastalıkları

Duyu organlarının en önemlisi ve kuvvetlisi. Göz, omurgalılarda en gelişmiş duyu organı olup, insanlarda mükemmelleşmiştir. Karanlık bir gecede gökyüzüne baktığımızda milyonlarca kilometre uzaklıktaki yıldızları görebilmekteyiz.

Basit yapılı canlıların bâzılarında (deniz yıldızları, öglena ve klorofilli su yosunları gibi) ışığa karşı duyarlı kısımlar mevcuttur. Su yosunları ve bitkilerin, özellikle çiçeklerin, görme ve hissetme kâbiliyetlerinin bulunduğunu gösteren ciddî araştırmalar mevcuttur.

Bâzı sürüngenlerde, şakak kemiği içinde göze benzer bir organ görmeyi sağlar. Bunların gözleri ayrı ayrı görürler ve üzerlerinde pullar vardır (kozalaksı göz).

Su yüzeyinde yaşayan bâzı balıkların dört gözü vardır.Üstteki iki göz havayı, alttaki ikisi suyun içini görmeyi sağlar.

Eklembacaklıların hepsinde göz hareketsizdir ve gözlerinde göz billuru bulunmaz. Bunların gözü, çok sayıda sâde gözün birleşmesinden meydana gelmiştir (petek göz).

Örümceklerde göz billuru (lens) vardır. Gözleri oldukça gelişmiştir ve sayıları on ikiye kadar çıkar.

Gözün Yapısı (Anatomisi)

Göz önemi, hassâsiyeti, çeşitli darbelerden ve tesirlerden kolayca etkilenebilmesi dolayısıyla insan vücudunda sağlam bir miğfer içine yerleştirilmiştir.Gözün içinde bulunduğu ve kemiklerle çevrili bu boşluğa göz çukuru (orbita) ismi verilir.Üstte kaş ve kaş kemiği, dışta ve altta şakak kemiği, içte burun kökü ile çevrelenmiştir. Göz kapağı, yabancı maddelerden gözü korur. Göz çukurunun hacmi 29 cm3 kadardır.İçinde göz yuvarlağı, gözü hareket ettiren kaslar, damar ve sinirler ile bunlara yastık vazifesi gören yağ dokusu bulunur.

Göz yuvarlağı (glob): Göz, iç içe soğan zarı gibi üç tabakadan yapılmıştır.

a. Sert tabaka: En dışta olup, bağ dokusundan yapılmıştır.Önde şeffaf saat camı gibi saydam tabaka (kornea), arkada beyaz renkli sert tabaka (sklera)dan meydana gelmiştir.Saydam tabaka 43 diyoptrilik kırma gücüne sâhiptir. Kornea, gözyaşı, göz içi suyu ve etrâfındaki damarlardan sızıntı yoluyla beslenir.Saydamlığını kaybederse, göz cisimleri göremez olur. Sâdece ışığı ve hareketleri fark edebilir. Göz nakli ameliyatında, saydamlığını kaybeden kısım, dâire şeklinde kesilerek çıkarılır, yerine ölü gözünden alınan parça konur.Gözün tamâmının nakli tıbben mümkün değildir. Sert tabaka (sklera) beyaz olup, önde üzerini soğan zarına benzeyen kaygan ve damarlı bir mukoza (konjonktiva) örter.

b. Damar tabaka:Sert tabakanın içinde bulunur. Bol kan damarları ihtivâ eder. Bunlar gözün beslenmesini sağlar. Damar tabaka da üç kısımdan meydana gelmiştir:1) Koroid:Arkada büyük bir kısmını meydana getirir. 2) Siliar cisim: Koroid ile iris arasında olup, uyum işini yapan siliar kas burada bulunur.Göz içi merceğini de lifçikler yardımı ile tutar. 3)İris: Göze rengini verir ve gözün diyafram görevini yapar. İrisin ortasındaki boşluğa göz bebeği (pupilla) ismi verilir.Gözün rengi iristeki kromatofor hücrelerdeki pigment (renkli tânecikler) ile sağlanır.Pigment miktarı az ise göz açık renkli, fazla ise göz koyu renkli olacaktır. Bebeklerin irisindeki pigment miktârı dâimâ az olduğu için gözleri açık renklidir.

Göz bebeği (pupilla) devamlı küçülüp büyür.Işıkta, âni üzüntü, âni ses, âni soğuk veya sıcakta, uyurken, ameliyat için bayıltılanlarda küçülür.Karanlıkta, el kuvvetli olarak sıkıldığında, kokainmanlarda ve can çekişme esnâsında büyür.

c. Sinir tabaka (retina): Gözün en iç tabakası olup, görmeyi sağlayan kısım burasıdır. İki cins hassas hücresi vardır:Koniler ve batoneler (basiller). Bir gözde 5 milyon koni, 120 milyon basil bulunur.Koniler gündüz görmeyi, renk ve şekil görmeyi sağlarken, basiller alaca karanlıkta ve etrâfı görmeyi sağlar.

Göz merceği (lens): Göz merceği iris ve pupillanın gerisinde, saydam, ince kenarlı bir mercektir. Yeni doğanlarda ve çocuklarda yumuşak olan mercek, yaş ilerledikçe katılaşır.Ortalama çapı 9 mm, kalınlığı ise 4-5 mm kadardır.Lens normalde 16 diyoptrilik kırma gücüne sâhiptir.Çocuklarda uyum (akomodasyon) esnâsında 14 diyoptrilik yedek kırma gücü ile 30 diyoptrilik kırma gücüne ulaşabilir. Yedek kırma gücü yaş ilerledikçe azalır.

Vitre,gözün içini doldurur. Şeffaf olan bu sıvı yumurta akı kıvamındadır. % 99’u su, % 1’i proteindir ve hacmi 3,9 cm3 kadardır.

Görme siniri, göz içindeki hassas hücrelerden başlar. Sağ ve soldan gelen sinir birleşir ve liflerin yarısı çapraz yaparak yine iki ayrı sinir hâlinde sağ ve sol arka beyindeki görme merkezine ulaşırlar.

Gözün dış kasları, altı adettir.Gözün içe, dışa, aşağı, yukarı, aşağı içe ve dönme hareketlerini sağlarlar.Göz kasları arasındaki dengesizlikten şaşılık meydana gelir.

Gözyaşı bezleri iki tânedir. Esas göz bezi göz çukurunun üst-dış kısmına yerleşmiştir.

Gözyaşı bezlerinden salgılanan yaş, konjonktiva ve kornea yüzeyini nemlendirdikten sonra, göz kapaklarının iç kısımlarındaki deliklerden, küçük kanallar vâsıtasıyla burun kökündeki gözyaşı kesesine dökülür. Buradan da küçük bir kanalla burun boşluğuna akar.

Gözyaşı, saydam tabaka (kornea) yı düzgün hâle getirir.Hücreleri besler.Mekanik olarak yıkama yapar ve içindeki mikrop öldürücü maddeler yardımıyla biyolojik temizlik yapar.

Göz kapakları: Göz kapaklarının dış yüzünü ince deri, iç yüzünü konjonktiva örter. Kapakları açan ve kapatan adaleler vardır. Kapak kenarlarında kirpikler bulunur. Kirpikler, üst kapakta 150, alt kapakta 75 adet kadardır. Diplerinde yağ ve ter bezleri bulunur. Bu bezlerin iltihabına “arpacık” ismi verilir.

Yukarıda anlatılanlardan anlaşılacağı gibi, göz, muazzam bir yapıya sâhip, çok kıymetli bir organımızdır. Evrim teorisinin kurucusu sayılan Darwin; göz, beyin gibi, karışık organların nasıl meydana geldiğini anlatmaktan âciz olduğunu bildirmiş, bir arkadaşına yazdığı mektupta; “Gözün teşekkülünü düşündükçe tepem atacak gibi oluyor!” demiştir.
(Organum visuale) Görme organı küre şeklinde bir çift organdır. Çok kıymetli ve hassas organlarımızdan olup, nazik oluşuna uygun olarak iyi korunmuştur.