Anneden çocuğa 5 altın öğüt…

Yazar: admin  :  Kategori: Anne Çocuk

1- Anaokuluna giderken trafik araçlarına dikkat et. Servise inip binerken, karşıdan karşıya geçerken büyüklerinden yardım iste.

2- Anaokulu çevresinde satılan besinler sağlığına uygun olmayabilir. Bizden istersen, sana bunları daha temiz ortamlardan satın alabiliriz. Sakın bunları açık yerlerden satın alma.

3- Okulda veya çevrede bilmediğin içeceklerden sakın ha satın alma. Eğer çok susadıysan, kapalı meyve sularını tercih et.

4- Tuvalete girip çıkarken, mutlaka senin yanında bulundurman için verdiğim sabunu kullan.

5- Sınıf arkadaşların hasta olduğunda, onların hastalıklarının bulaşıcı olup olmadığını öğren. Gerekirse biz öğretmeninle ortak hareket eder, bir çocuk doktoruna giderek bu hastalığı kapıp kapmadığını öğrenebiliriz.

Anaokulu çocuğa neler kazandırır?

Yazar: admin  :  Kategori: Anne Çocuk

1- Öğrenci olmak

Anaokulunda çocuklar aktivitelerden, oyuncaklar ve oyun arkadaşlarından istediklerini seçmekte özgürdürler. Ancak bu rahat atmosferin altında, çocuklara bir sınıfta nasıl davranmaları gerektiğini ve bir grubun parçası olmanın ne demek olduğunu öğretmek için geliştirilmiş pek çok kural ve düzen yatar. 2 yaşındaki çocuklar, biten sanatsal işlerini nereye koyacaklarını, dışarı çıkmak için nasıl sıraya girmek gerektiğini ve yemek vakti geldiğinde nerede oturacaklarını bilirler. Ayrıca çocuklar, dürtülerini kontrol etmek zorunda olduklarını öğrenirler. Hikaye saatinde, örneğin gruptan uzaklaşıp gidemezler ya da evde anneyle okurken yapabildikleri gibi öğretmenin sözünü kesemezler.

2- Arkadaş edinmek

Okul öncesi öğrenciler diğer çocuklara nasıl yaklaşmak gerektiğini ve onların yanında nasıl rahat olmak gerektiğini öğrenirler. “Ben bundan daha büyük bir kule yapabilirim” demek yerine “Ne yapıyorsun?” diye sormak yoluyla, karşıdaki şahsa odaklanarak bir konuşmaya nasıl başlanacağını keşfederler. Bu sosyal bilgi, çocuklar büyüdüklerinde ve okul projelerinde çift olarak ya da gruplar halinde çalışmaları gerektiğinde onlara fayda sağlar.

3- Bağımsız olmak

Okullarda çocuklar ayakkabılarını giymeyi, kendi meyve sularını açmayı ve tuvaletten sonra ellerini yıkamayı öğrenirler. Erken yaşta edinilen bu kendi bakımını yapma becerileri konusundaki alışkanlıklar, sizin araya girmek için etrafta bulunmadığınız başka yerlerde, örneğin kampta ya da bir arkadaşın evinde, çocuğunuzun kendine güven duymasına yardımcı olur.

4- Bir hikaye anlatmak

Okul öncesi çocukların hikaye dinleme, anlatma ve arkadaşlarıyla birlikte hikayeyi canlandırma gibi pek çok olanağı vardır. Hikayeler dinlemek çocukların, her hikayenin bir başı, ortası ve sonu olduğu konseptini anlamalarına yardımcı olur. Bu, ayrıca hikayeyi kendi başlarına okumayı istemeleri için onları motive eder. Çocuklar, kitapların anlamlı olduklarını fark etmeye başlar.

5- Yardım istemek

Okul öncesi eğitiminde çocuklar herkesin ortasında konuşabilmelerini sağlayan güveni ve içsel gücü kazanırlar. Yapılan

araştırmalara göre ilk öğretmenleriyle sevgi ve ilgi dolu bir ilişki kurmak, çocukların sonraki öğretmenleriyle ve diğer yetişkinlerle üretken ilişkilere girmelerine yardımcı oluyor. Küçük çocuklar, eğer kendi aileleri dışında yetişkin bir otoriteyi kabul etmek konusunda olumlu bir deneyim yaşamışlarsa, yeni ilişkilere güvenle yaklaşıyor.

6- Kesmek ve yapıştırmak

Çocuğunuzun her hafta eve getirdiği şu karalanmış çizimler ve yapış yapış kolajlar onun yaratıcılığının ifadesi olmaktan çok daha anlamlıdır. Çocuklar makaslarla, yapıştırıcılarla ve pastel
boyalarla çalışırken, anaokulunda onlardan beklenen okunaklı b’ler ve d’ler yapabilmelerine, hatta liseye gelince ders notları tutmalarına yardımcı olacak doğru kas kontrolü becerilerini geliştirmeyi de öğrenirler. Küçük kızlar sanata ve el sanatlarına erkeklerden daha fazla ilgi duyarlar. Ancak tüm çocukların bu aktiviteleri yapmaya zaman ayırması çok önemlidir.

7- Kat kat kule yapmak

Yapılan araştırmalar, okul öncesi programlarda legolarla kuleler yapan öğrencilerin el becerilerini geliştirdiğini ve elleriyle matematik deneyimi kazandıklarını göstermiş. Ne yazık ki, okul öncesi dönemdeki erkek çocuklar sanat masalarında yeterince zaman geçirmiyorlar ve kız çocuklar da kat kat kuleler yapılan köşelere pek ilgi göstermiyorlar. Uzmanlara göre çocuklar legolarla ya da elle oynanan diğer nesnelerle oynadıkları zaman, seçip ayırmayı ve sınıflandırmayı öğreniyorlar. Eğer bir kule yapıyorlarsa ve ellerindeki büyük parçalar bittiyse, örneğin bunun yerine küçük parçaları

kullanabileceklerini keşfediyorlar. Bu deneyim çocuklara bölme, kesir ve geometriyi anlamaları için somut bir temel hazırlıyor.

8- Sembolleri, konseptleri ve kafiyeleri tanımak

Daha okumaya hazır olmasalar da, okul öncesi eğitimi alan çocuklar genellikle numaraları ve harfleri tanırlar. Çocuklar isimlerindeki harfleri yazmayı ve söylemeyi, en basit matematik işlemlerini ezberlemeyi ve hatta sınıf arkadaşlarının ve öğretmenlerinin isimlerinin içindeki harfleri bile öğrenirler. Genellikle renkler ve şekiller hakkında yararlı bilgiler edinirler. Örneğin, iki farklı rengi birleştirerek üçüncü bir renk elde edileceğini ya da birinin şapkasının üçgen şeklinde olduğunu bilirler. Çocuk şiirleri ve şarkıları öğrenmek çocuklara akademik faydalar da sağlar. Kafiye kurmayı bilen çocuk okumayı daha kolay öğrenir. Uzmanlara göre erken yaşta verilen müzik dersi çocuklara matematikte de yardımcı olabilir. Yapılan araştırmalara .göre grup halinde şarkı söyleme ve piyano derslerine katılan çocuklar puzzle yapmak gibi mantık içeren ödevleri daha kolay yapabilirler.

9- Sıçramak, atlamak ve zıplamak

Okul öncesi öğrenciler sık sık dışarıda oynarlar. Kaslarını güçlendirir ve koordinasyonlarını geliştirirler. Koşmak, kaymak, tırmanmak ve topla oynamak, çocukların vücutlarını kontrol etmeyi, geniş kas becerilerini geliştirmeyi ve kendine güvenmeyi öğrenmelerinin en iyi yollarıdır. Oyun alanında geçirilen zaman çocuklara aynı zamanda bağımsız bir şekilde problemlerini çözme (Döner kaydıraktan aşağı kaymak için bacaklarımı nasıl kıvırmalıyım?) ve sosyal ilişkiler kurma (Kum havuzunda benimle birlikte kule yapmak ister misin?) olanakları verir. Bu özgür oyun, aileyle ya da bakıcıyla parka gitmekten çok daha farklı bir deneyimdir. Aile ya da bakıcı, çocuğu çok daha yakından izler, nesneleri kullanırken çocuğa fikirler verir ve her başarısını alkışlar.

10- Araştırmak ve keşfetmek

Okul öncesi öğrenciler doğal bilim adamlarıdır. Elle yapılan ve kendilerinin yönettikleri pek çok deney yapabilme fırsatının faydasını görürler. Yapılan bir araştırmada, çocukların, yapılacak aktiviteleri ve sınıf malzemelerini seçmek için teşvik edildiği oyun merkezli sınıflarla, daha çok öğretmenlerin seçtiği ve yönettiği sınıf aktivitelerinin olduğu akademik sınıflar karşılaştırılmış. Sonuçlara göre daha çok otonomi sahibi olan çocuklar ileriki sınıflarda diğerlerinin önüne geçiyor. Öğretmen yönetimli sınıf tecrübesi olan çocuklar ise, ne yapılması gerektiğinin söylenmesine alışmış ve daha yüksek sınıflarda öğrencilerden beklenen bağımsız projeleri gerçekleştirmeye daha az hazırlıklı oluyor. Tüm bu veriler okul öncesi eğitimin bilinenden çok daha fazla faydası olduğunu gösteriyor. Aileler için düzensiz gibi görünen bir ortamda çocuklarının nasıl bir şeyler öğrenebildiğini anlamaları zor olabilir, ama gerçek şu ki, çocuklar, öğretmenleri çevreyi onların ilgisini çekecek malzemeler ve keşfedebilecekleri yeni fikirlerle donattığı zaman çok daha iyi öğreniyorlar.

Anne sütü mü? Mama mı?

Yazar: admin  :  Kategori: Anne Çocuk

Bebeğinizi nasıl besleyeceğinize önceden karar vermiş olabilirsiniz, inceliklerini kavradıktan sonra, bebeğinizi anne sütü ile en iyi biçimde besleyebilirsiniz. Bebeğinizi mama ile beslemeye kararlı olsanız bile, her iki yöntemin de avantaj ve dezavantajlarını bilmenizde, başka annelerin bu konudaki görüşlerini değerlendirmenizde yarar var. Kararınız sizi, eşinizi ve bebeğinizi yıllarca etkileyecektir.

“Anne sütünün bebeğim için en ideal besin olduğunu biliyordum. Bebeğin anne sütünü daha iyi sindirdiğini, üstelik ona gerekli tüm besleyici öğelerin anne sütünde bulunduğunu söyleyebilirim.”

Anne sütünde bebeğinizin bağışıklık sistemi tam olarak gelişene dek gerekli olan, hastalıklara karşı savunucu maddeler vardır. Ayrıca bazı alerjilere karşı da koruyucudur. Yapay mamalar bunları sağlamaz.

“Bebeğim her istediğinde sütümün, steril ve uygun ısıda hazır olması büyük bir kolaylıktır.”

“Meme verirken anlatılamaz bir mutluluk duyuyorum. Bebeğimle böylesine yakın olmak, küçük eliyle bana dokunması, minik yüzünün göğsüme yaslandığını hissetmek bana büyük zevk veriyor.”

“Sütümü emzirmem ağladığında onu yatıştırmak için en iyi yol. Aç olmasa da yalnızca emmenin verdiği rahatlık ona yetiyor.”

“Doktorum, vücudumun gebelik öncesi durumuna bu kadar çabuk kavuşmasında emzirmemin de yaran olduğunu söyledi. Bunu duyunca bebeğime anne sütü vermekle ne iyi ettiğimi bir kez daha anladım.”

Emzirmek ilk haftalarda daha çok zaman alır, çünkü anne sütü emen bebekler daha sık beslenmek ister ve gerekli sütü aldıktan sonra bile emmeyi sürdürürler. Gerçekte emme, bebek için bir gereksinimdir; beslenmenin ötesinde bir doyum sağlar. Öte yandan, biberonu steril hale getirip mama hazırlamak da zaman alır. Aylar geçtikçe biberonda mama hazırlamak size daha da zor gelecektir. Oysa bebek büyüdükçe emzirilmesi kolaylaşır.

“Memelerim küçük olduğu için emziremeyeceğimi sanırdım. Hiç de öyle olmadı. Bol sütüm geldi, bebeğim ise memelerimin küçüklüğüne hiç aldırmadı.”

Yolculukta da anne sütü emzirmek daha kolaydır. Biberonu ısıtma, mamayı saklama derdi yoktur.

“Emzirmeyle ilgili sevmediğim tek şey geceleri süt vermemdi. Memeden elle süt boşaltıp hazır bulundurmaktan hoşlanmadığım için gece kalkmak hep bana düşüyordu. Ancak bu da yalnızca birkaç hafta sürdü.”

“Kocamın bebeği ne kadar istekle beslediğini görünce mama ile besleme karanmın doğru olduğunu anladım. Böylece bebekle babası arasında sıcak bir ilişki kurulması kolaylaştı.”

“Biberonla bebeğimin ne kadar süt aldığını görebiliyorum. Bu da beni rahatlatıyor.”

Yorgunluk, hastalık ve stres anne sütünü azaltabilir, mamayla beslenen bebek ise bunlardan etkilenmez.

Biberonla beslerken bebeğinizin iştahına güvenmeyip onu gereğinden fazla besleyebilirsiniz. Bu ise bebeğinizde aşırı kilolara neden olabilir.

Biberonla beslenen bebekte ishale ve kusmaya yol açan mikropları kapma riski daha yüksektir.