İstanbul’da B rh (+) kan ihtiyacı giderildi..

Arkadaşlar İstanbul/Kadıköy de GATA hastahanesinde 14/01/2008 pazartesi günü babannem açık kalp ameliyatı geçirecektir(kalp kapakçıkları değişecek).Bu yüzden Pazartesi Gününe kadar bol miktarda B rh (+) grubu taze kan gerekmektedir.

Telefon numarası: 0543 219 29 26 (Kâmil DEDE) dedemin telefon numarası

Sağlık alanında her şey bu sitede!!Bebek isimlerinden hastenelere her şey”!

İşte arkadaşlar sağlık alanında devrim www.uzmantabip.com

Gribin en iyi ilacı istirahat

Yatak istirahatinin hem çabuk iyileşmek hem virüsü bulaştırmamak için en iyi çözüm olduğunu vurgulayan doktorlar, "Gereksiz yere ilaç almayın" diyor.
Grip mevsiminin en canlı dönemindeyiz. Etrafımız öksürük ve aksırık sesleri arasında, kırmızı göz ve burunla dolaşan insanlarla dolu. Mevsim başında aşı olanlar biraz daha rahat. Olmayanlar ise hastalanmamak için tedbir peşinde koşuyor. Hastalıktan uzak durmanın en etkili yolu ne peki? İşte grip hakkında doğrular ve yanlışlar…

Grip salgınının yaşandığı şu günlerde uzmanlar, bağışıklık sistemini virüsle savaşa hazırlamak için kış mevsiminde, C vitamini içeren taze meyve ve sebze tüketmeyi ve hastalığın ilk belirtileri görüldüğünde hemen yatak istirahati alıp, ez az 5 gün dinlenmeyi öneriyorlar. Uzmanlara göre en iyi kür hastalığın seyrini göstermesini beklemek ve en çok bir hafta sonra geçeceğini unutmadan, gereksiz yere antibiyotiklere başvurmamak.
Grip döneminde evde istirahat etmenin hem iyileşme sürecini kısaltması hem de virüsün başka insanlara bulaşmasını önlemesi açısından en iyi çözüm olduğunu vurgulayan doktorlar, "Ancak çok yüksek ateş durumunda ateş düşürücülere başvurun. Çünkü ateş bir anlamda dosttur" diyor ve yaşlı kişilerin veya kronik hastalığı olanların doktor kontrolünden geçmesi gerektiğini vurguluyorlar.

Gripten Korunma sofrada başlar
Nebraska Üniversitesi uzmanları da gribe karşı etkili kür olarak "sıcak tavuk suyu çorbası" öneriyorlar. Tavuk suyu çorbasının, burun tıkanıklığına ve solunum güçlüğüne yol açan akyuvarların tepkisini yavaşlattığını söyleyen Amerikalı uzmanlar, "Çorba ne kadar konsantre ise o kadar etkili olur" diye ekliyorlar.

Doğrular - yanlışlar

Hastalıktan uzak durmanın en etkili yolu ne peki? İşte grip hakkında doğrular ve yanlışlar…

Dudaktan öpüşmek virüs bulaştırır.
DOĞRU: Virüs doğrudan temastan değil, solunum yoluyla geçer. Yanağa kondurulan masumane bir öpücük bile bu anlamda riskli olabilir. Bu yüzden, grip ve nezleye yakalanan annelere, bebeklerinin yanında ağızlarını kapatan bir maske ile dolaşmaları önerilir.

Ateş 38 dereceyi aştığında, özellikle çocuklar için alna, bacak arasına veya koltuk altına bir buz torbası koymak iyi olur.
DOĞRU: Özellikle küçük çocuklarda yüksek ateş havaleye neden olabilir. Her şekilde buz torbası, ateşli hastayı rahatlatır.

Gripken de aşı olunabilir.
YANLIŞ: Aşı, aslında, etkisi azaltılmış grip virüsüdür. Bu nedenle, kişinin bağışıklık sistemini zayıflatarak, var olan hastalığı ağırlaştırabilir.

Önlem olarak yılın her günü C vitamini almak gerekir.
YANLIŞ: Özellikle doktora danışılmadan her gün alınan C vitamini gribi önlemenin yolu değildir. Zamanla vücutta tehlikeli bir birikime de yol açılabilir. Sadece kış döneminde alınması daha faydalı olur. Doğanın bize sunduğu zengin C vitamini kaynağını da unutmamak gerekir: Günde iki adet portakalın suyunu içmek C vitamini dopingi yapmanın en iyi yoludur.

Et suyu faydalıdır.
DOĞRU: Bir kase sıcak et veya tavuk suyu ateşli hastalıklar, özellikle de grip durumunda yararlı olabilir. Kansız ve iştahsız kişiler için de et suyu çorbası önerilir.

Bol su içmek vücuttaki toksinleri atar.
DOĞRU: Suyun, özellikle de maden suyunun, organizmayı zehirli atıklardan temizleyici bir rolü vardır. Grip vücutta toksik bir etki yaratır, öte yandan ateş ve olası ishal durumuyla birlikte vücuttaki su azalır. Bu nedenle, soğuk ve gazlı olmayan bol miktarda sıvı tüketilmelidir.

Grip, tokalaşma yoluyla da bulaşır.
DOĞRU: Burun sümkürmek, öksürürken veya hapşırırken ağzı kapatmak için kullanılan mendiller ele grip virüsünü bulaştırır. Bu kişiyle tokalaştığınızda da grip virüsünün size bulaşma olasılığı yüksektir. Aynı şekilde gripli bir insanın tutunduğu kapı, otobüs, tren veya metro tokmakları da virüsün bulaşması için etkili bir yoldur.

Tıkalı burnu açmak için burna biraz su çekmek yararlıdır.
DOĞRU: Tıkalı burun baş ağrısı, nefes zorluğu gibi rahatsızlıklara yol açar. Bu durumdan kurtulmanın en etkili yolu, buruna su çekmektir. Avucunuzun içine aldığınız, oda sıcaklığındaki musluk suyunu burnunuza günde birkaç kez çekin. Rahatlayacaksınız. Bu arada ellerinizi yıkadıktan sonra kurulandığınız havluyu, başkalarının kullanmamasına dikkat edin.

Alkol iyi bir virüs öldürücüdür.
YANLIŞ: Alkolün bu konuda hiçbir etkisi yoktur.

grip kalp krizini tetikliyo…

Grip kalp krizini tetikliyor

Grip virüsü, damarları tıkayarak kalp krizine neden olan plakları doğrudan etkiliyor. Gribin kalp krizini tetikleyebileceğine dikkat çeken Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmet Dindar, "Kalp krizi, koroner damarlarda gelişen plakların yırtılmasıyla damarın tıkanması sonucu ortaya çıkar. Grip virüsünün damarı tıkayan bu plakları direkt etkileyerek plağın yırtılmasına neden olabileceği gösterilmiştir. Gribe bağlı ortaya çıkan şikayetler de kalbin iş yükünü artırıyor" dedi.

Grip mevsiminin başlaması ile birlikte uzmanlar, gribin kalp hastaları üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çekiyor. Gribin kalp krizini tetikleyebileceğini belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Kadiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmet Dindar, "Kalp krizi, koroner damarlarda gelişen plakların yırtılmasıyla damarın tıkanması sonucu ortaya çıkar. Grip virüsünün damarı tıkayan bu plakları direkt etkileyerek plağın yırtılmasına neden olabileceği gösterilmiştir. Bu plaklarda virüsün saptandığını ortaya koyan çalışmalar da yayınlanmıştır. Her grip salgınında kalp hastalıklarından ölümün artması da bu bulguları destekliyor" diye konuştu.
Prof. Dr. İsmet Dindar, gribin kalp hastaları üzerindeki etkisini şöyle anlattı: "Gribe bağlı olarak oluşan direnç düşüklüğü, ateş yüksekliği, kalbin iş yükünü ve dolayısıyla oksijene gereksinimini artırır. Gribin yol açtığı zatürre ve diğer solunum sistemi hastalıkları da kontrol altındaki bir kalp hastalığında şikayetleri ağırlaştırmaktadır." Grip aşısının gribe bağlı ortaya çıkabilecek kalp krizlerini önlediğine dikkat çeken Dindar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Grip aşısının kalp krizini azalttığı çeşitli araştırmalarla gösterilmiştir. Bu konuda ABD’de ve Güney Amerika’da yapılan çalışmalar var. Özellikle ileri yaşlardaki, astım ve diyabeti olan kalp hastalarına grip aşısı yapılmasının ölüm ve kalıcı hasar riskini önemli ölçüde azalttığı çalışmalarla bildirilmektedir."
Gripten korunmada en etkili yolun grip aşısı yaptırmak olduğunu kaydeden Medikal Park Bahçelievler Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Efsun Gonca Chousein, "Yapılan araştırmalar grip aşısının hastalığı engellemede yüzde 70-90 etkili olduğunu gösteriyor. Grip aşısının etkili olabilmesi için her yıl eylül, ekim ve kasım aylarında yapılması gerekir. Grip, özellikle çocuklarda, yaşlılarda, kalp, akciğer, böbrek ve diyabet gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyreder. Pnömoni (zatürre), dehidratasyon (vücuttan aşırı sıvı kaybı), mevcut kronik hastalığın kötüleşmesi sonucu ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açmaktadır" dedi.
5 SORUDA GRİP
Medikal Park Bahçelievler Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Efsun Gonca Chousein, grip ve grip aşısı hakkında merak edilen soruları yanıtladı:
1- Grip nedir?
Grip, "influenza A, B, C" virüslerinin solunum yoluyla insan vücuduna girmesiyle oluşan ve salgınlara yol açan bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır.
2- Gribin belirtileri nelerdir?
Gribin belirtileri; yüksek ateş, şiddetli halsizlik, bitkinlik, kuru öksürük, baş ve boğaz ağrısı, burun akıntısı veya tıkanıklığı, hapşırık, gözlerin akması, kızarması, kas ve eklem ağrılarıdır. Bazen karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi gastrointestinal sorunlar da görülebilir. Hastalık genelde ağır seyrettiği için hastalık süresini ayakta geçirmek imkansızdır. Özellikle çocuklarda, yaşlılarda, kalp, akciğer, böbrek ve diyabet gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyreder. Pnömoni (zatürre), dehidratasyon (vücuttan aşırı sıvı kaybı), mevcut kronik hastalığın kötüleşmesi gibi ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açmaktadır.
3-Grip tedavi edilmediğinde nasıl bir tablo ortaya çıkar?
Gribe karşı belirli bir tedavi yöntemi yoktur. Sıvı kaybı, ateş gibi belirtilere karşı önlem ve gereğinde destek tedavi uygulanır. Ortaya çıkabilecek diğer sistem komplikasyonları, ikincil enfeksiyon riski düşünülerek takip edilmeli ve gereğinde tedavi edilmelidir. Grip özellikle çocuklar ve yaşlılarda ikincil enfeksiyonlara zemin hazırlamakta, orta kulak ve sinüs iltihabı, zatürre, beyin zarı ve beyin dokusu enfeksiyonları gibi komplikasyonlara neden olmaktadır.
4- Gripten korunmak için neler yapılmalı?
Grip damlacık yoluyla; hastaların öksürük ve hapşırıkları ile etrafa saçılan damlacıkların içerisindeki virüslerin alınmasıyla bulaşır. Hastalarla direkt temas etmek ve hastaların ağız-burun akıntıları ile temas etmiş eşyalara dokunmak da gribin bulaşmasına neden olur. Bu nedenle grip evde, iş yerinde, okullarda, kreşlerde, toplu taşıma araçlarında çok kolaylıkla bulaşır. Hastalık bir kişide kuluçka dönemindeyken bile diğer bireylere bulaşabilmektedir. Bu kadar kolay bulaşan bir hastalığın bulaşma yollarına karşı önlem almak çok zordur. Bu nedenle en iyi korunma yönteminin grip aşısı yaptırmak olduğunu söyleyebiliriz. Bazı antiviral ilaçlar gribi önlemede kullanılmak için onay almıştır. Bu ilaçlar hiçbir şekilde grip aşısının yerini alamazlar. Gripten korumaya yönelik belli vitamin (Örneğin en sık adı geçen C vitamini…) türlerini içeren bir beslenme biçiminin de etkisi yoktur. Korunmak için bilinen en etkili yol grip aşısıdır.
5- Grip aşısı olanlarda hastalığın ortaya çıkma riski var mı? Bu yıl bir salgın bekleniyor mu?
Grip aşısı, her yıl bir önceki mevsimde en çok rastlanan grip virüslerinin türlerine göre yeniden hazırlanır. Grip aşısı her yıl düzenli olarak yapılmalıdır. Her ne kadar aşının etkinliği yüzde 70- 90 ise de çok küçük bir grup insanda aşıya rağmen grip hastalığı gelişebilir, ancak tablo çok daha hafif olur. Çoğu kez insanlar diğer virüslerle meydana gelen solunum yolu enfeksiyonlarını grip zannedebilirler. Grip, dünyada her dört yılda bir salgın yapar. En son WHO (Dünya Sağlık Örgütü) verilerine göre; 2003 yılında salgın olduğuna göre; 2007 kışında bir salgın beklenmektedir. Ayrıca ülkemizin de arasında olduğu pek çok Akdeniz ülkesinde grip virüslerinin sürekli aktif olduğu bilinmektedir.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Efsun Gonca Chousein, grip aşısı olması gereken kişileri öncelik ve önem sırasına göre nasıl gruplandırıldığını belirtti:
1) Gribin yaşamsal risk oluşturduğu ve tıbbi açıdan mutlaka aşı yaptırması önerilenler:
  • 65 yaş üstünde olanlar
  • Şeker hastaları (Diyabet)
  • Kronik akciğer hastalığı olanlar (Astım, bronşit, KOAH , bronşektazi vs…)
  • Kronik kalp ve damar sistemi hastaları (Koroner arter hastalığı, kalp yetersizliği vs…)
  • Kronik karaciğer, böbrek ve endokrin sistem hastalığı olanlar
  • Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler (Organ ve kemik iliği nakli, kronik kan hastalığı , kanser hastalığı, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanımı…)
  • Huzurevi, bakımevi gibi ortamlarda yaşayanlar
2) İkincil risk grupları :
  • Yukarıdaki risk grubunda yer alanlarla yakın temasta olanlar ya da aynı ortamda yaşayanlar
  • 50-64 yaş arası bireyler
  • Sağlık personeli (Doktor, hemşire vs…)
  • Huzurevi, bakımevi ve benzeri yerlerde çalışan personel
3) Spesifik gruplar için öneriler:
  • Hamileler (4 aylıktan itibaren)
  • Emziren anneler
  • HIV ile enfekte olanlar
  • Sık seyahat edenler
  • Gribin tıbbi ve ekonomik olumsuz etkilerinden korunmak isteyen kişiler (İş adamları, üretimde çalışanlar, sporcular vs…)

soğuk algınlığı için..

Havaların soğumasıyla birlikte grip ve soğuk algınlığının görülme sıklığı da hızla artıyor. Bu aylarda hastalıklardan korunmak için bağışıklık sistemini güçlendirmenin en etkili yolu yeterli ve dengeli beslenmek…

Vitaminleri Doğal Yollardan Alın…

Karbonhidrat, protein, vitamin, mineral ve yağdan oluşan besin gruplarını dengeli tüketmek enfeksiyonlardan korunmak için büyük önem taşıyor. Kışın ne tür besinlerin, hangi miktarda tüketilmesi gerektiğini Memorial Hastanesi Beslenme Diyet Bölümü`nden Dyt. Seçil Kenar anlattı.

Bağışıklı Sistemini Güçlendirmek İçin Hangi Besin Grupları Tüketilmeli?

Bağışıklık sisteminde vitamin ve minerallerin önemi büyük. Son yıllarda yapılan araştırmalar, antioksidan vitaminlerin (A, C, E vitaminleri) bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve hücre zararı, doku hasarına yol açan serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırdığını göstermiştir.

Yumurta, süt, balık, ıspanak, havuç, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini güçlü bir antioksidandır. Vücutta savunma sisteminde görev alır, lenfosit yapımı ve antikor oluşumunu arttırır böylece enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için koyu yeşil yapraklı sebzeler sık tüketilmeli, her gün 3-4 adet kuru kayısı yenilmeli, haftada 1-2 kez yumurta tüketilmeli ve aynı zamanda kaliteli protein içeriğinden dolayı düzenli süt ürünleri ve süt tüketilmelidir.

C Vitaminini Doğal Yollardan Almak İçin Hangi Besinler Tüketilmeli?

Önemli antioksidanlardan bir diğeri de C vitaminidir. C vitamini virüs engelleyicidir, vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlar, vücudu bakteri toksinlerinden korur, savunma sistemini güçlendirir. Yeşil biber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içerir.

E Vitamini Ne Kadar Tüketilmeli?

Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, kurubaklagiller, tahin gibi besinlerde bulunan diğer bir antioksidan da E vitaminidir. E vitamini de güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminde görevlidir. Yemeklere sıvı yağ koymak, haftada 2 kez kurubaklagil tüketmek, haftada 2-3 kez 6-7 fındık, 2-3 ceviz tüketimi ile E vitamininin yeteri kadar tüketimi sağlanabilir.

Soğuk Havalarda Yağ Tüketimi Nasıl Ayarlanmalı?

Yağ tüketiminin miktarı ve çeşidi bağışıklık sistemi üzerinde etkilidir. Günlük tüketilen yağ miktarının fazla olması bağışıklık sisteminin baskılanmasına sebep olur. Bu yüzden yağ tüketimi kısıtlanmalı, kızartma, kaymak, cips, pasta, krema gibi yağlı besinleri tüketmekten kaçınılmalıdır. Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri ise antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Ayrıca zeytinyağı, fındık yağı gibi sıvı yağlarda bulunan omega-9 yağ asitleri de bağışıklık sistemini olumlu etkiler. Bu yüzden haftada 2 ya da 3 kez balık, 6-7 fındık, 2-3 ceviz tüketilmesi, zeytinyağlı salata ve sebze yemeklerinin her gün düzenli yenmesi önerilmektedir.

Probiyotik Ürünler Yararlı mıdır?

Probiyotikler; bağışıklık sisteminin uyarılması, bağırsakların enfeksiyonlara karşı korunması, immünoglobilinlerin (savunma sisteminde görevli) yapımının artırılmasına, immünoenflamatuar hastalıkların önlenmesinde etkilidir. Probiyotik içeren besinlerin (yoğurt vb.) düzenli tüketilmesi vücut açısından yararlıdır.

Besinlerin Dışında Vitamin Tabletleri Kullanmak Gerekli mi?

Vitamin - mineral tabletlerinin sağlığı korumak için doktorun önerisi dışında kullanılması
yanlıştır. Çünkü bazı vitaminler vücutta depo edilmektedir. Fazla kullanımı karaciğerde fazla depolanmasına ve böylece vücuda toksik etki yapmasına yol açabilmektedir. Ayrıca vitaminlerin fazla alınması böbrek taşları gibi sağlık problemlerine neden olabilmektedir. Doğal besinlerden alınan vitamin ve minerallerin vücuda yararlılıkları daha fazladır. Ayrıca doğal besinlerden sadece vitamin değil aynı anda posa, karbonhidrat, vitamin gibi çeşitli besin gruplarını da bir arada alabilmekteyiz. Doktora danışmadan sürekli vitamin kullanımı doğru değildir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler…

- Gün içerisinde tüketilen karbonhidrat, yağ, protein, mineral ve vitaminlerin dengeli ve yeterli tüketilmesi önemlidir.

- Kızartmalar, kaymak, pasta, börek gibi hamur işleri, cips, krema, sakatat, salam, sucuk gibi yağ içeriği yüksek gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, ızgara, buğulama, haşlama gibi pişirme yöntemleri kullanılmalıdır.

- Çay ve kahve yerine C Vitamini içeren kuşburnu, ıhlamur, adaçayı gibi bitki çayları tüketilmelidir.

- Vücuttan toksik maddelerin uzaklaştırılması için 2-2 buçuk litre su tüketilmelidir.

- Haftada 3 gün düzenli egzersiz yapılmalıdır.

- Her öğünde salata ve sebze tüketilmelidir.

- C Vitamini yüksek miktarda içeren turunçgiller, yeşil biber, karnabahar, ıspanak, roka, tere gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler ve meyveler düzenli tüketilmelidir.

- Haftada 2-3 kez düzenli balık tüketilmelidir.

- Yumurta, süt, yoğurt, peynir, et grubu gibi yüksek protein içeren gıdaların düzenli tüketimine özen gösterilmelidir.

- Haftada 2 kez mercimek, barbunya, nohut gibi kurubaklagiller tüketilmelidir.